Kategoriler

You are currently browsing the archives for the Bebek Bakımı category.

Archive for the ‘Bebek Bakımı’ Category

Anne adayları dikkat

Pazar, Eylül 21st, 2008

Bunları uygulayın:

1. Zorunlu haller dışında X-ışınlarındansakının.
2. Asla sigara ve alkol kullanmayın.
3. Dengeli beslenmeyi ihmal etmeyin.
4. Demir ilacınızı almayı ihmal etmeyin.
5. Gün içinde kısa kısa dinlenin.
6. Yoğun ve ağır fizik aktivite gerektiren sporlardan kaçının.
7. Yolculuklara çıkmadan önce doktorunuzla görüşün.
8. Doktorunuza danışmadan hiçbir ilacı kullanmayın
9. Ağır eşyaları kaldırmaktan, iteklemekten, çekmekten kaçının.
10. Topuklu ayakkabılar her zaman risklidir, giymeyin.
11. Rahat giysileri tercih edin.
12. Takılardan mümkün olduğunca uzak kalın.
13. Dişlerinize dikkat edin, problemler için geç kalmadan önlem alın.
14. Aşılarınızı doktorunuzla birlikte programlayın.
15. İlk 2,5 ay ve son 1 ay içinde cinsel ilişkiden kaçının.
16. Uzun süreli ve çok sıcak banyolardan kaçının.
17. Bol sıvı (özellikle su) alın.
18. Lifli besinleri tercih edin.
19. Akşamları genellikle hafif beslenemeye özen gösterin.
20. Gebeliğiniz boyunca ortalama 12 kg. kilo almalısınız.
21. Göğüs bakımınıza özen gösterin.
22. Çok sıkı olmayan, pamuklu iç çamaşırları kullanın.
23. Çatlak oluşumunu önlemek adına doktorunuza da danışarak gerekli önlemleri alın.

Bunlar olursa hemen doktorunuza ulaşın:

1. Vajinal kanama, erken gebelik dönemlerinde düşük tehdidini, ileri gebelik dönemlerinde ise genellikle plasenta anomalilerini ya da erken doğum tehdidi gibi önemli problemleri işaret edebilir.

2. Karında ve kasıklarda devam eden sürekli ya da periyodik ağrı ya da sancıların varlığı…

3. Karnınızdaki bebeğin hareketlerinin azalması ya da artması önemli olabilir.

4. Yüksek ateş, titreme, şiddetli kusmalar, şiddetli baş ağrıları, idrar şikayeleri, el ve ayaklarda şişmeler ya da görme arazları birçok önemli hastalığın habercisi olabilir.

Dr. Özgür Leylek

Hamilelikte seks olur mu

Pazar, Eylül 21st, 2008

Son üç ayda bazı kadınlarda görülen erken doğum tehlikesi yani rahmin kontrolsüz olarak erkenden kasılmaya başlaması bir risktir. Erken doğum tehdidi diye adlandırdığımız bu grup kadınlarda cinsel ilişki yine özellikle orgazm ile sonlanırsa yine rahim kasılmaları yaparak erken doğum tehdidini arttırabiliyor. Böyle durumlarda doktorların önerisiyle cinsel ilişkiye kısıtlama getirilebiliyor.

Gebelikte cinsel ilişki ne zaman kesilmeli?

Normal devam eden bir gebelikte de biz son iki haftada cinsel ilişkinin kesilmesinin uygun olduğu düşüncesindeyiz. Bu haftalarda zaten kadın cinsel ilişki sırasında rahatsızlık hissediyor. Bir de bu dönemde az da olsa, bebeğin içinde yüzdüğü su kesesinin ilişki esnasında patlaması riski bulunuyor. Bu konudaki tek sözü hastanın hekiminin söylemesi gerekiyor.

Hamilelik cinsel isteği olumsuz etkiler mi?

Hamilelikte cinsel yaşam pek çok çift için son iki haftaya kadar kesintisiz sürdürülebilir. Ne var ki gebeliğin getirdiği özel rahatsızlıklar ve gebelik hormonlarının yaptığı bazı etkilerden dolayı kadınlarda gebelikte cinsel arzunun azalıyor. Kadındaki cinsel ilişkiden zevk alma azalınca cinsel ilişki bir vazife gibi bir görev gibi çok istenmeden yapılıyor.

Bu durumlar karı-kocanın kendi aralarında konuşacağı açıkça tartışacağı, paylaşacağı durumlardır ki karşılıklı anlayışın geçerli olduğu konuşma gibi ortak bir anlayışla çözülebilir.

Kadınlar gebelikte büyüyen karınlarıyla, ödemli yüzleriyle, karındaki bazı çatlaklarıyla, vücuttaki meme etrafı yüz, karın ve göbekten aşağı doğru inen bir kahverengi bir çizginin de katkısıyla kendilerini biraz daha çirkinleşmiş bulabiliyorlar. Kocasına eskisi kadar güzel görünmediğini zannedebiliyorlar. Ayrıca, gebelikte döneminde görülen ciltteki yağlanma, yüzdeki sivilcelenme ve bazı tüylerin sertleşip büyümesi de yine bu düşünceye yol açabiliyor.

Çocuk yapmak isteyenlere

Pazar, Eylül 21st, 2008

Şimdiye dek gebeliği hızlandıran tavsiyelerin ne ölçüde gerçek olduğunu bilimsel olarak açıklayan gazete, doğru bilinen pek çok şeyin de bir efsane olduğunu yazdı.

İşte çocuk yapmak isteyen çiftlere tavsiyeler:

• Erkekler dar pantolon giymemeli. Bu testisleri büzüştürerek sperm yolları tıkayabilir.

•Her gün sıcak banyo yapan ve uzun süre saunada kalan erkeklerde sperm üretimi düşüyor.

• Sürekli egzersiz yapıyorsanız hamilelik boyunca buna ara verin. Çünkü adet görmemeye dayalı hormonal bozukluğa yol açabiliyor.

• Daha önce çocuk sahibi olanların tekrar hamile kalmasının diğerlerine göre daha kolay olduğu inanışı yanlış. Aksine yaşa bağlı olarak daha bu ihtimal daha da azalır.

• Cinsel ilişki sırasında alınacak pozisyonla gebe kalma şansı arasında bir ilişki yok.

• 35 yaşından sonra da hamile kalmak mümkündür. 40’lı yaşlardaki sağlıklı bir kadının yumurtası 25’indeki bir kadından daha kaliteli olabilir.

• Erkeğin yaşı ise sperm kalitesi bakımından daha önemli. Bir erkek 80’li yaşlara kadar çocuk sahibi olabilirse de çalışmalar 35 yaşını geçmiş bir erkeğin 25 yaşlarındaki bir erkeğe göre partnerini gebe bırakabilme şansının yüzde 50 azaldığını ortaya koyuyor.

Günde 4 saatten fazla cep telefonu ya da laptop kullanan erkeklerin vücudundaki sperm hareketliliği de yüzde 30’a kadar düşebiliyor.

• Hamile kalmak istiyorsanız kahveyi azaltın. Kafeinin sperm için uyarıcı etkisi olduğu bilinse de eğer sık sık tüketiliyorsa zararlı etkileri var.

• Sigara içmek hem kadınlar hem de erkekler için son derece zararlı. Erkeklerde sperm yoğunluğu ve sayısını azaltırken kadınlarda ise östrojen sayısını düşürerek gebe kalma süresini uzatır. Ayrıca menopozu iki sene erkene çekebilir.

• Sık seks yapmamanın sperm kalitesini yükselttiği inanışı ise yanlış. Aslında bunun tam tersi geçerli. Uzun süre bekletilen spermlerin kalitesi düşer. Düzenli seks ile sağlıklı spermler üretilir.

Hamile kalmak isteyenler

Pazar, Eylül 21st, 2008

Hakan Özörnek, yaptığı açıklamada, ideal kiloda olmanın ruhsal ve fiziksel sağlığın yanı sıra bebek sahibi olmak için de önemli bir unsur olduğunu belirtti.

Aşırı kilo kaybının yanı sıra normalin üzerinde bir kiloya sahip olmanın da bebek sahibi olmak konusunda hem kadın hem de erkekler için aynı oranda risk unsuru olduğunu ifade eden Özörnek, şöyle dedi:

“Sağlıklı beslenmek, genel vücut sağlığının yanı sıra üreme sağlığını da etkiliyor. Gebe kalmayı planlayan bir kadının, meyve, sebze, karbonhidrat ve etin dengede olduğu bir diyet uygulaması, yağlı besinlerin alımını normal vücut kilosunu koruyacak şekilde ayarlaması gerekir. Şişmanlık, vücuttaki yağ dokusunun normalden fazla olması demektir. Vücuttaki yağ dokusunun artmasıyla hormonal metabolik hastalıkların ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir. Genetik, metobolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar.”

Özörnek, obezitenin, adet düzensizliğinin yanı sıra yumurtlama problemine sebep olduğunu ve dolayısıyla doğal yolla gebelik oluşumunu zorlaştırdığını ifade etti.

Fazla kiloları olan kadınların ideal kilolarına kavuşmaları durumunda, yumurtlama bozukluklarının düzelebileceğini, çocuk sahibi olmak isteyen, ancak fazla kilolarından dolayı olamayan anne adaylarının yağdan fakir, liften zengin yemekleri tercih ederek ve spor yaparak kilo vermeye çalışması gerektiğini belirten Özörnek, şöyle devam etti:

“Yeşil yapraklı sebzelerde, fındıkta, bademde ve baklagillerde yoğun bir biçimde bulunan folik asit, sağlıklı gebelik için önemli bir vitamindir. Anne adaylarına, bebeklerinin kemik gelişimi için güneşten yeterince yararlanmalarını ve kalsiyumdan zenginleştirilmiş yoğurt, süt, fındık, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, kurutulmuş meyveler tercih etmelerini öneriyoruz.”

Gebelikte nasıl seyahat etmeli

Pazar, Eylül 21st, 2008

Çoğu gebe kadın için seyahatin en iyi olduğu zaman, gebeliğin orta dönemleridir. Bu dönemde vücudunuz bebeğe daha iyi adapte olmuştur ve daha fazla enerjiye sahipsinizdir. Sabah yorgunluğu daha az görülür, komplikasyonlar daha azdır. En iyi rehber kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Seyahat tercihini yaparken gideceğiniz yere ne kadar sürede ulaşacağınızı hesap etmelisiniz. En hızlı olanı (uçak) en idealidir.

Hangi tür seyahati seçerseniz seçin, aşağıdaki kural ve önerileri göz önünde bulundurursanız daha rahat yolculuk yapabilirsiniz. Yolculuk sırasında:

• Her iki saatte bir hafif yürüyüş yapın. Bacaklarınızdaki şişmeler azalacak ve kendinizi daha rahat hissedeceksiniz.

• Bağsız olan geniş, rahat elbise ve ayakkabılar giyiniz.

• Kraker, meyve suyu ya da diğer hafif gıdalardan alarak, mide bulantısını önleyebilirsiniz.

• Evinizden uzakta iken yemeklerinizi düzenli yiyin. Yemekleri besleyici ve dengeli olduklarından emin olun. Böylece daha fazla enerji toplayacak, kendinizi daha rahat hissedeceksiniz. Lifli gıdalar alarak seyahatte sorun olabilecek kabızlığın önüne geçebilirsiniz.

• Bol sıvı alınız.

• Seyahat uykunuzu bozabilir. Bu durumda doktorunuzla görüşmeden önce herhangi bir ilaç almamalısınız.

• Daha fazla uyumaya ve istirahat etmeye çalışınız. Böylece yorgunluk ve huzursuzluk hissetmeyeceksiniz.

• Evden uzakta iseniz, gebeliğin seyri ve bazı tetkik sonuçlarını içeren bir sağlık raporunun kopyasını yanınızda taşıyınız.

• Birkaç haftadan daha uzun süre tatil düşünüyorsanız doktorunuzda acil durumlar için başvuracağınız yer veya doktor ismi önermesini isteyiniz.

Yabancı ülkelere seyahat
Eğer yurtdışı gezisi planlıyorsanız, planlarınızı doktorunuzla tartışınız. Yurtdışı gezisinin sizin için güvenli olup olmadığına karar vermenizde yardımcı olacaktır. Seyahatte ne gibi adımlar atmanız gerektiği konusunda size bilgi verecektir.

Kirli gıda ve su
Bir ülkeye seyahat sırasında ülkenizde olmayan birçok sorunla karşılaşabilirsiniz. Ülkenin yerlileri yiyecek ve içeceklerdeki mikroorganizmalara alışmış olabilir. Aynı mikroorganizmalar turistleri hasta edebilir. Bu durum bir şehre ya da kırsal bölgeye ziyaret sırasında da geçerlidir. Gebe olmayan biri için turist ishali, fazla rahatsızlık verici olmadığı halde, gebe bir kadın için çok önemli olabilir.

• Sadece saf olarak şişelenmiş su, yumuşak içecekler ya da sıcak çay içiniz.

• İçeceklerinizde buz bulundurmayın. Saf olmayan suyla yıkanmış bardakları kullanmayınız.

• Şişe ya da kağıt bardakla içeceklerinizi tüketiniz.

• Çiğ ya da az pişmiş etten uzak durunuz. Bu gibi etler özellikle koyun eti düşüklere neden olan, toksoplazma denilen bir organizma ile kontamine olmuş olabilir.

• Soyulmadan ya da pişirilmeden taze sebze ve meyveleri yemeyiniz.

• İçtiğiniz sütün pastörize olduğundan emin olunuz. Eğer ishalseniz bolca sıvı içiniz ve doktora danışmadan ilaç almayınız. Doktor gebelik için güvenli bir tedavi düzenleyecektir.

Doğum korkusunu yenin

Pazar, Eylül 21st, 2008

• Sağlıklı bilgi edinin: Doktorunuzla konuşun ve kafanızdaki soruları paylaşın.

• Fiziksel ve duygusal endişelerinizi birbirinden ayırt edin: Fiziksel sonuçlardan duyduğunuz endişeler; doğru ve güvenilir bilgi kaynaklarıyla normal düzeye çekilebilir. Ancak derinde yatan duygusal nedenlerden kaynaklanan doğum korkusu, doğuma dair doğru bilgilenmeyle giderilemeyebilir; psikolog yardımı gerekebilir.

• Doğum sonrasındaki hayatınızı planlamaya çalışın: Nerede doğum yapacağınız, doğuma girecek doktor, doğum esnasında sizinle birlikte olacak yakınlarınız, eve döndükten sonra size destek olacak kişiler ve çalışıyorsanız işyerinizle ilişkiler gibi konuları doğumdan önce planlayın.

• Kendinize zaman ayırın: Doğum öncesindeki aylarda rahatlamak için kendinize ve sizi rahatlatan aktivitelere vakit ayırmaya çalışın. Bu aktiviteler stresinizi azaltmanıza yardımcı olur.

• Yardım alın: Doğum korkusu günlük yaşamınızı olumsuz etkilemeye başlarsa ve bunlarla tek başınıza baş edemediğinizi hissederseniz profesyonel yardım alın.

Cilt çatlakları önlenebilir

Pazar, Eylül 21st, 2008

Anne adaylarının hamilelik döneminde yapacakları basit uygulamalarla önüne geçebileceği cilt çatlakları bir kere oluştu mu, tedavisi zor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Sn. Op. Dr. Figen Taşer Güney ise konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Hamilelik sırasında, özellikle karın, kalça, basen ve göğüs bölgesinde, cildin aşırı gerilmesi nedeniyle, kaşıntılar ve bir süre sonra da çatlaklar oluşur. Bu çatlaklara “stria” denir ve strialar bir kez oluştuktan sonra, tedavileri artık çok zordur.”

Özellikle, gebeliğin 3. ayından itibaren, bebeğin gelişimi ve kilo alımı nedeniyle karın bölgesinin gerilip, belirginleşmeye başlaması belirli bölgelerde elastikiyet ve kollajen kaybına neden oluyor. Cildin aşırı gerilmesi kaşıntılara ve bir süre sonra da çatlaklara dönüşüyor. Bu nedenle oluşan cilt çatlakları; doğum sonrası birçok annenin rahatsızlık duyduğu konular arasında.

Güney’e göre basit önlemlerle gebelikte oluşan cilt çatlaklarını en aza indirmek mümkün. Bu yöntemler arasında;

• Cilde, masaj fırçası yardımıyla masaj yaparak, bu bölgelerdeki kan dolaşımını hızlandırmak,

• E ve C vitamini açısından zengin olan, cilt için yararlı meyve, sebze ve fındık gibi besinleri tüketmek,

• Bol bol su içmek,

• Yeterli uyku almaya özen göstermek ve

• Cildi yumuşak ve esnek tutacak, gerilme ile oluşan izleri önleyen, hamileler için özel olarak üretilmiş bir kremi her gün etkin bölgelere uygulamak yer alıyor.

Anne adayları uygulayacakları bu yöntemlerle hamilelik sonrasında da ciltlerinin esnek ve sağlıklı görünmesini sağlayabilir.

Unutmayın ki kendimizi iyi hissetmenin yolu iyi görünmekten, iyi görünmenin yolu da alınan önlemlerden geçiyor.

Reflü hamileleri vuruyor!

Pazar, Eylül 21st, 2008

Jinemed Sağlık Merkezleri’nden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hamdi Koçer, gebelikte artan kadın üreme hormonu progesteron’un yemek borusunun ucundaki kapakçığın kapanma basıncını düşürdüğünü; bunun da gebe kadınlarda reflü şikâyetine neden olduğunu söyledi.

Kelime anlamı “geri kaçış olan” reflü, sindirim enzimleri içeren mide sıvısının yukarı doğru yemek borusuna kaçması ve bu sıvıya dayanıklı olmayan yemek borusunun tahriş olmasıyla ortaya çıkıyor. Reflünün aslında birden çok faktöre bağlı olduğunu belirten Dr. Hamdi Koçer, “Ancak ana neden yemek borusu ile mide arasındaki kapakçık basıncının azalmasıdır. Kadın üreme hormonları olan progesteron ve östrojen yemek borusunun ucundaki kapakçığın basıncını düşürücü etkiye sahip olduğu için gebelerde reflü şikâyetleri artış gösteriyor” dedi.

Her yaşta görülebilen ve kronik bir hastalık olan reflünün gebe kadınların 3’te 2’sinde görüldüğünü dile getiren Koçer, “Gebelik ilerledikçe karın içi basıncı ve bunun mide üzerinde oluşturduğu baskı artıyor bu baskıda reflüye bağlı yakınmaları arttırıyor” diye konuştu.

Hamileliğin doğal seyri zannedilebiliyor
Gebelik sırasında reflü nedeniyle sıklıkla mide yanmaları yaşanıyor, ancak bazen bu sıkıntılar o kadar fazla oluyor ki hamileler veya jinekologlar tarafından gebeliğin normal seyri olarak algılanabiliyor. Gebelik reflüsü görülme riski gebeliğin ilerleyen haftalarında artıyor ve gebelik haftası dışında, kişinin daha önce reflü yakınmaları bulunması ve önceden doğum yapmış olması gebelik reflüsü için risk faktörleri arasında sayılıyor. İleri annelik yaşı ise gebelik sırasında mide reflüsünden koruyucu bir etki yapıyor. İleri yaşta anne adayı olan gebelerde reflü yakınmaları ya hiç gözükmüyor ya da daha hafif seyrediyor.

Doğumdan sonra reflü kayboluyor
Hastaların çoğunda yakınmaların ilk veya ikinci üç ayda başladığını söyleyen Koçer ilerleyen aylarda yakınma sıklığının ve derecesinin artarak ilerlediğini belirtiyor. Gebelik sırasında ortaya çıkan mide reflüsünün genel olarak hafif seyrettiğini dile getiren Koçer, “Doğum sonrasında da yakınmalar kaybolur. Ciddi reflü komplikasyonları ise çok nadir görülür. Bu nedenle gastroskopi ve diğer ileri tanı yöntemleri genellikle gerekli olmaz” diye konuştu.

Bunlara dikkat edin:
• Çikolata, narenciye ve suları, domates ve domates ürünleri, hardal, sirke, naneli gıdalar, baharatlı, yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı

• Kafeinli içecekler (kahve, çay kola) kapakçık basıncını düşürür, bunlardan uzak durmak gerekir.

• Alkol kapakçık basıncını düşürüp reflü oluşmasını kolaylaştırır.

• Büyük öğün yemek yerine, küçük miktarlarda ve sık yenmelidir.

• Yemekler hızlı değil yavaş yenmeli, yeme süresi uzun tutulmalı ve iyi çiğnenmelidir.

• Yemek sonrası yatmadan önce en az 3 saat geçmelidir.

• Gebelikte çok su ve sıvı alınmalıdır. Bu yüksek hacimli sıvının öğünler sırasında değil, öğün aralarında alınması, mideyi çok şişirmeyip kapakçığa daha az basınç yükleyecektir.

• Gevşek, bol rahat kıyafetler seçilmeli. Bel ve karın bölgesini sıkacak giyecek ve aksesuarlar kullanılmalı.

• Yatarken belden kıvrılmak yerine, dizleri bükerek yatmak mideye daha az basınç yapar.

• İstirahat için uzanmak yerine, arkası kısmen yatan rahat bir koltukta dik oturmak önerilir.

• Gebelik sırasında sigara içilmemelidir. Diğer zararları yanı sıra sigaranın reflü yakınmalarını da arttırdığı bilinmektedir.

• Gebelik ve önerilen miktardan fazla kilo almamaya özen göstermek gerekir.

Kilonuzu kontrol altında tutun

Pazar, Eylül 21st, 2008

bebek
Gebelik diyet yapmak için uygun bir zaman değildir. Gebeliğiniz ilerledikçe iştahınız da artacaktır. Bu iştah artışı sizin ve bebeğinizin yeterli derecede besin almasını sağlayan doğal bir yoldur. Gebe bir kadın aldığı günlük kaloriyi artırmalıdır – bir çok hamile kadın hamilelik öncesinde aldığı kaloriden günlük 300 kalorilik bir artışa ihtiyaç duyar ve hamileliği süresince de kilo alır. Seyrek yapılan ya da artan fiziksel aktiviteler sonrasında alınacak kaloride ayarlamalara gidilebilir.

Boyu kilosuyla orantılı bir kadın için hamilelik süresince alınması gereken ortalama kilo 12.5 olup bu değer önerilen 11 ila 16 kilo arasındadır. Fakat boyu kilosuyla orantılı olmayan daha zayıf olan kadınlar için önerilen kilo artışı 18 kg dir. Şişman kadınlar için önerilen kilo artışı 7 ila 11 kg dir. Şişman kadınlar hamileleik süresince ne diyet yapmalı ne de kilo kaybetmeye çalışmalıdır. Bununla birlikte hamilelik dönemi şişman bir bayan için yemek alışkanlıklarını değiştirmesi için ideal bir dönemdir.

Kiloların paylaşımı

Annedeki kilo artışı hamilelik süresince anne ve bebek arasında ayrı bir şekilde paylaşılır. Annede yağ , hamileliğin erken dönemlerinde depolanır ve gebeliğin ortalarında besin depolanması en yüksek seviyeye ulaşır. Bu erken depolanma işleminin hamileliğin son 10 haftasında hızla büyüyecek olan bebek için gerekli olabilecek enerjiyi sağlamak için yapıldığı düşünülmektedir.Hamileliğin son döneminde bebeğin hızlı gelişimi için ihtiyaç duyulacak enerji ve anne adayının artan metabolik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gebeliğin ortalarında plasental büyümede ve organların ağırlıklarında hızlı bir artış yanında kan yapımında da hızlanma görülür. Hamileliğin erken döneminde depolanan ve hamilelik süresince kullanılmayan yağ deposu emzirme için gerekli olan enerji ihtiyacını karşılamak için kullanılır.

Özellikle hamilelik öncesinde sağlıklı olmayan kadınlarda görülmekle birlikte hamilelik döneminde yeterli besin alamayan anne adaylarının bebeklerinin düşük doğum ağırlıklı olma şansının daha fazla olduğu araştırmalar ile gösterilmiştir. Bu risk annenin yaşam tarzıyla da ilgilidir, mesela hamilelik döneminde sigara içmek gebeliğin sonucunu etkileyecektir. Bununla birlikte fazla kilo almak da iyi değildir. Şişman kadınlar gebelik süresince problemler yaşayabilirler. Kolların ve uylukların üst kısımlarında biriken yağ dokusunun doğum sonrasında geri dönüşü çok zordur.

4-6 ayda eski kilonuza dönebilirsiniz

Sağlıklı beslenme fazla kilo almadan gerekli besin ve kaloriyi almak için iyi bir yoldur. Patates cipsleri, soda ve çikolatalar yerine meyva, yoğurt ve şekersiz tahıl yemek gerekli besinleri almak için bir yoldur.

İdeal olarak gebeliğin ilk 3 ayında –birinci trimestri dönemi – 1.3 kg ila 3.6 kg ve bundan 1 hafta sonra da 400-450 gr alınmalıdır. En hızlı kilo artışı son 3 ay içerisinde olur. Bebek doğduktan 1 ya da 2 hafta sonra yaklaşık olarak 8 – 9 kilo kaybetmelisiniz. Eğer gebelik süresince aşırı kilo almadıysanız hamilelik öncesi kilonuza 4 – 6 ay içinde geri döneceksiniz.

Nadiren de olsa bazı kadınlarda gebeliğin son haftalarında sıvı birikimi görülür.Bu sıvı birikimi bir haftada aşırı kilo almaya ve ayaklarda ve yüzde ödem oluşmasına sebep olabilir. Aynı zamanda bu sıvı birikimi pre-eklamsi (gebelikte şiddetli tansiyon yüksekliği ile seyreden riskli bir hastalık) adlı hastalığın işareti olabilir. İşte bu nedenlerden doktorunuz her hafta sizi muayene ederek kilo artışınızı ve sağlığınızı kontrol edecektir.

O bana bir lütuf

Pazar, Eylül 21st, 2008
Biz Kayra’ya aşık olduk! Onun tatlılığını size anlatmamız mümkün değil! Çok pozitif, güler yüzlü, uyumlu ve mutlu bir bebek. Tıpkı annesi Leyla Hanım gibi… Zerin Hanım’ın stüdyoda çekim telaşımız sürerken Kayra tıpış tıpış ortalarda dolanıyor, hepimize gülücükler dağıtıyordu. Hepimiz Kayra fan’larıyız artık! Hatta Ertesi gün dergide birbirimize onu çok özlediğimizi söyledik. Bu sevimli çocuk ve cesur annesinin fotoğraflarına bakınca siz de bize hak vereceksiniz. Söyleşimiz de çok dolu dolu ve keyifli oldu. Hepinize iyi eğlenceler…

Kayra çok güzel ve mutlu bir bebek. Anlamı nedir Leyla Hanım?
Allah’ın lütfu, Allah’tan gelen iyilik anlamına geliyor.

Onun sizin yaşamınızdaki önemi büyük kuşkusuz. Size getirdiği değişiklikler neler? Anne olduktan sonra hayata bakışınızda neler değişti?

Annelik içgüdüsel olarak duyarlılığımı artırdı. Annemin bana söylediği “Anne olunca beni anlarsın” sözünü sonunda anladım! Onun dışında bir şey değişmedi.
Çocuğum olmadan önce hayatım nasılsa şimdi de öyle. Hayatın içinde, matematiği doğru kurmuşsan taşları dizdiysen hayat normal seyrinde devam ediyor. Tabii ki daha uçarıysan, daha özgürsen biraz duruluyorsun ama bunlar insanı hep pozitif olarak etkiliyor.
Evet, çocuk ciddi sorumluluk ama kendi hayatını da yaşamalısın. Seyahat etmeyi çok severim. Ben yine seyahatlere gidiyorum mesela. Mutlu anne mutlu evlat demek! Anne mutsuzsa dünyayı verse de o çocuk mutlu olamaz. Önce kendimize iyi bakmalı, psikolojimize dikkat etmeliyiz.

Evet, sanırım bazı anneler tüm yaşamını çocuğuna endeksleyebiliyor…
Çok doğru. Boşluktaki anneler bir anda çocuk hayatına girince tüm hayatını ona endeksliyor. Sonra da kendine ayıracak 5 dakika bulamamaktan yakınıyor. Bu ‘hava boşluğunu’ kendisine yaratması lazım diye düşünüyorum.

Kayra yürümüyor, koşuyor! Nasıl bir bebektir?

Kayra 9 aylıkken ‘bay bay’ dedi. 11 aylıkken de yürüdü.
Çok hareketli. Ama çok da huzurlu bir çocuk. Bütün gün beraberdik, işte gördünüz. Ağlayan, mutsuz bir çocuk değil. Kendine yetebiliyor.

Tam da bu sırada Kayra bebek alnını vurdu. Siz ise gayet sakin davrandınız. Aslında korktuğunuz yüzünüzden anlaşılıyordu ama çok büyük tepki vermediğiniz için Kayra da oynamaya devam etti…
Evet, hatta şimdi de kendi kendine yetebilmesinden söz ediyorduk. Gördünüz işte alnını çarpıp düştü ve kaldığı yerden oynamaya devam etti…

Annemler ve kız kardeşimin tutumu daha farklı. Onlar çok korumacı yaklaşıyor. Tabii ki ben de korumacıyım ama ona bunu yeteri kadar hissettiriyorum. Çünkü Kayra babasız büyüyen bir çocuk ve bana çok bağlı. Bağlı olması tabii ki çok güzel ama bana bağımlı olmasını istemiyorum.

Kayra 1 yaşında ve ilk defa hasta oldu. Soğuk almış olmalı biraz öksürüyor ve ateşi çıktı geçen akşam. Onun haline annesi olarak çok üzülüyorum tabii ama bilerek bu döneminde kendimi uzak tuttum mesela. Evet, tabii ki yanındaydım. Onu sevdim okşadım ama dediğim gibi yeteri kadar.

İleride kendi sorunlarıyla kendi başa çıkabilmesi için bunu yapmam şart. Güçlü biri olmasını istiyorum. Kalbinde, benim annesi olarak onun için öleceğimi bilsin ama “Kendi ayaklarım üzerinde durmalıyım” cesaretini hep taşısın.

Nasıl bir hamilelik yaşadınız?
İlk üç ayım çok zor geçti ama inanın, şu an imkanım olsa yine hamile kalırım. O dokuz aydan çok keyif aldım. Midem bulanmadı. Kokulara hassasım buna rağmen midem bulanmadı. İlk 3 aydan sonra çok rahattım. Aşermek bel ağrısı uyku uyumak… 31 yaşındayım. Sinemadan çıkıp doğuma gittim.
Alerjik astımım çıktı. Bağışıklık sistemim zaten zayıf olduğu için tüm hastalıklar üst üste geldi.
Ama yine de her şeye rağmen o dokuz ayı dolu dolu yaşadım.
Hepimiz biliriz ama doktorumun da söylemesi üzerine etimi sütümü hiç ihmal etmedim. O yüzden çok şükür Kayra’nın kemik yapısı çok güçlü.
Kayra doğduğunda kafasını kaldıran ve poposunun üstüne oturabilen bir çocuktu.

Kaç kilo aldınız hamileliğinizde? Ben 24 kilo aldım.

Öyle mi, biz hiç anlamadık. Bir de televizyon kilolu gösterir bilirsiniz…
Evet öyle… Şimdi eski halimden 1 kilo fazlayım. 5.5 ay emzirdim. Süt yapsın diye geceleri kalkıp bulgur pilavı falan yedim! Aslında her şeyden yedim. Hamileyken kendi kendime “Kaç kez bu hale geleceğim” dedim. Beynime de sürekli “Kaç kilo alırsam alayım eski halime geleceğim” mesajını verdim. 3 ay sonra da eski kiloma kavuştum. Aynaya baktığımda da o halimi de çok sevmiştim biliyor musunuz! Görüntümden hoşnut olmam da bu kadar kolay kilo vermemi sağladı diyebilirim.

Sezaryen doğumdu değil mi? Evet, ama normal doğum için çok uğraştım. 2 gün doğum sancısı yaşadım. 135 sancıyla gittim 180’e kadar çıktı. Hatta doktorum metanetime çok şaşırdı. Artık doktorum “Leyla çok uzun süre kasılıyor, zarar verebilir, sezaryenle alalım” deyince ilk kez o zaman ağladım. Neyse ki sorunsuz bir doğum yaptım. Yarı epidural yaptırdık. Doğum anına hiç düşünmeden geri gitmek isterdim, mucizevi bir şey. Bizim doğumevi düğün evi gibiydi. Büyük bir sevinçle karşıladık.

Zaten şu anda anlatırken gözlerinizdeki o coşkuyu görebiliyoruz.
Teşekkür ederim…

Sakin ve pozitif bir bir yaradılışınız var, bu Kayra’ya da geçiyor mu sizce? Gördüğümüz kadarıyla çok mutlu bir bebek, ileride de olaylara olumlu yanlarından bakmayı sizden öğreneceğe benziyor…
Çocuğa karnındayken verdiğin enerji geçiyor. Bir de tabii tek başıma olmamın rahatlığını yaşıyorum. Kimseye “Bu senin yüzünden. Bunu sen bana yaptın”
diyemiyorum, kavga edemiyorum (gülüşmeler). Ben bir de Kayra’ya hamileliğimde müzik çok dinlettim. Bebekliğinden beri müzikle de iç içe büyüyor.

Huy ve davranışlar biraz da genlerle geçermiş. Sizin Kayra’da gördüğünüz karakter özellikleriniz var mı? “Aynı ben” dediğiniz oluyor mu?
Bir kere benim bebekliğimin aynısı. Ben ilkokul 3’e kadar sapsarı saçlıydım. Annemler senin erkek halin diyor. İlkokul birinci sınıfta öğretmenim hatta “Ay ne güzel bir tutam alayım altın saçından da kuyumcuya bozdurayım” demişti. Ben de kafamı tuta tuta eve gitmiştim. Kimse saçımı kesip bozdurmasın diye…
Huyu da bana çok benziyor. İkimiz de çok hareketliyiz. Tepkilerindeki kesinlik ve uykuyu sevmemesi de bana çok benziyor. O da uykuyu çok sevmiyor dedim ama yine Maşallah kendi gelişim çizgisinden 2 birim önde ilerliyor.

Karya’nın yemekle arası nasıl?
İştahsız bir çocuk. Ben pimpirikli bir anne değilimdir ama yemek konusunda çok titizim. Yoğurdunu kendim yapıyorum. Benim irademden çıkana kadar onu fast-food’tan uzak tutacağım. Ben ekmeği çok seviyorum Kayra da ekmeği çok seviyor, kuru kuru ekmek yemeye bayılıyor.

Bebeğinizin hayatını her anne gibi ince ince düşünüp şekillendiriyorsunuz… Peki, Kayra’nın ileride mesleği ile ilgili düşünceleriniz var mı? Sizin gönlünüzden geçen bir meslek…
Samimi olarak söylüyorum hiçbir meslek yok! At yarışı gibi hazırlanan çocukların ailelerine de çok kızıyorum. Bu çocukların geleceği böyle düşünülmez. Ata gidiyor, yüzmeye gidiyor, oradan çıkıyor, bale gidiyor, oradan oraya koşuşturup duruyor… Aslında hobi olarak yaptığı bu aktivitelerden o da keyif alamıyor. Bu kadar yoğunluğa gerek yok. Çocuk zaten eğilimlerini zaman içinde belli eder. Bu kadar telaşa ne gerek var? Pedagoglardan da öneriler alınabilir.
Benim Kayra ile ilgili tek yapmak istediğimse, ona iki yabancı dili çocukluğundan itibaren öğretebilmek. Seneye İngilizce ve İspanyolca konuşan
bir dadı tutmayı düşünüyorum. Bu iki dili anadili gibi öğrensin. Daha sonra isterse üniversite okumayıp balıkçılık yapabilir. Bu da kabulüm…

Gerçekten mi?
Evet, tabii. Ben ona bu özgürlüğü sunuyorum ama bu özgürlüğün içinde kendi iradesiyle anne ben bilim adamı olmak istiyorum ya da siyasete atılıp ülkem için çalışmak istiyorum derse tabii ki ona da çok sevinirim.
Bir de üniversite okumasını o okul havasını teneffüs etmesi için isterim. Ben işletme okudum ama oyunculuk yapıyorum. Ama yine de üniversite okumaktan çok memnunum. Dediğim gibi o atmosferin, öğrencilik yıllarının keyfini çıkarmak da ayrı zevk… Ama yineliyorum bana sırtında bir sırt çantasıyla gelip “Ben dünyayı dolaşmak istiyorum” derse de kabulüm. O iki dili anadili gibi biliyor olması onun nasıl olsa sırtını yere getirmez. Mutlu olması benim için her şeyden çok önemli.

Yeni projeleriniz var mı? Bunu size söyleyen çok olmuştur tam bir sinema yüzüsünüz, bir sinema filminde oynamayı düşünüyor musunuz?
Bütün yönetmenler de böyle söylüyor. Asıl önemli olan bu beğenilerin işe dönüşmesi. Sinema bambaşka dizi gibi değil. Daha senaryo yazarken kafalarda karakter canlanıyor. Biraz şans gibi geliyor bana. Ben oynamayı çok isterim tabii, çünkü beyaz perdenin büyüsü başka. Bu konuda mütevazı olmak istemiyorum. Ben iyi bir oyuncuyum. Bu sene benim senem olacak. Beyazperdede kendimi göreceğim.

Kendinize bu kadar güvenince ve olumlu bakınca eminiz bu da olacaktır. Peki, diziler…
Yeni sezonda birkaç proje var. “Pars”taki Süreyya’da çok iyi bir iş çıkardım. O kadar yukarıdaki bir karakterden sonra yeni projeyi çok dikkatli seçmeliyim.

Bu konuda çok hassas olduğunuzu biliyoruz ama uygun bir proje olursa oğlunuzla birlikte yer almayı düşünür müsünüz?
Ben çok içi dışı bir biriyimdir. Mesela Kayra’nın doğum gününe de ne özellikle gazetecileri çağırdım ne de gelenleri geri gönderdim. Gelenleri de geri göndermek de artık bana terbiyesizce geliyor. İnanır mısınız ana haberlerden bile aranıldık. Ama ben bu tür önceden planlanmış işlerde olmak istemiyorum. Görüntülenirsek de çocuğun başını, yüzünü kapamak bana komik geliyor. Tesadüfen dolaşırken bizi çekerlerse de dediğim gibi saklanmam. Neysem oyum. Bunun dışında oğlumla ilgili ciddi bir iş olursa kabul edebilirim. Tabii
onun hayatını olumsuz etkilemeyecek, ilerisi için de ona bir hatıra olarak kalabilecek pırıl pırıl, kamera önündeki işleri düşünebilirim. .
Ben sonuçta bu kararla bir çocuk dünyaya getirmedim. Ama bu teklifler, herhangi başka bir ünlünün çocuğuna da gelebilir. Hülya Avşar’ın, Mehmet Ali’nin ya da ne bileyim Gülben’in, ünlü başka birinin de çocuğu olabilir… Allah hepsine ömür versin, neden olmasın.

Bu konulara çok girmeyeceğiz ama…. Bizim ve eminiz ki okurlarımızın merak ettiği birkaç soru var. Öncelikle şuradan başlayalım Kayra’nın babası Fransız…
Evet aslında Kayra tam bir melez. Dedesi Fransız, Babaanne Mısırlı. Dolayısıyla babası melez. Babam Karslı, anne tarafım Erzincanlı. Anlayacağınız bir Doğu Batı sentezi…

Peki, ileride babasını tanımak isterse?
Çok enteresan arkadaşlarım bana diyor ki “Senin çocuğun bunu sana kesin sormaz, merak etme!” Onu yetiştirmede çok doğru gidiyorum. Allah yanıltmasın… Kayra, “Ben nereden geldim, neden benim hikayem farklı?” gibi sorulara çok takılan bir çocuk olmayacak.
Şükretmeyi bilen bir çocuk olsun, en büyük dileğim bu. Varlığının kıymetini bilsin. Bir de onu biraz büyüyünce düzenli olarak yetimhanelere götüreceğim. Kimsesiz çocukların hayatlarına sokacağım. Nasıl hayatlar olduğunu bilsin. Ben hep söylerim, bizler hayata bakıyoruz ama görmüyoruz. İşte ben oğlumun görerek yaşamasını sağlayacağım.

Evlenmeye karar verirseniz…
Ben evlenmem! Evliliğe inanmıyorum. Bana yalnızca eski dönemdeki evlilikler gerçek geliyor. Bütün gün sizle birlikte çalıştık ama ilk defa göz gözeyiz. Sevdiğinle, kocanla da göz göze gelmiyorsun! Söyleşimizi okuyanlar lütfen düşünsün, en son ne zaman eşleriyle göz göze geldiler?
Ben de gözünün içine titreyerek bakamadığım bir adamla evlenmek istemiyorum. O imza benim garantim değil.
Bir kır düğünü isterim ama imza olmadan. Evet, çevremize aşkımızı duyurmak için düğüne ve yüzüğe sembolik olarak ihtiyacımız olabilir. Buna varım ama imza bana çok yersiz geliyor. Eskiden, o tapu gibi cüzdanın içinde bir değer vardı; bir poliçe yoktu! Bana herkes aman ne saçmalamış bu kadın diyebilir ama içinden “Evet haklı” diyebilsin lütfen. Herkes çocuk için ve erkek ve kadın olarak sırtını birbirine dayamak için evleniyor. Ama birkaç yıl sonra her şey değişiyor. Hiçbir değeri kalmıyor ne yazı ki o imzanın.

Evlik olmasa da aile kurmak ister misiniz?
Çok istiyorum tabii. Çünkü ben hep uzun ilişkilerin kadınıyım. İlişkilerimde eşine sadık, anaç, sahiplenici ve dürüstüm. Evde zaman geçirmeyi çok severim. Bütün ilişkilerim hep uzun solukludur. Benim için “Bu kadını tutmak çok güç, çok zor bir kadın” diye düşünebilirler ama dediğim gibi geyşa ruhluyum! Düğmesinden saçına kadar ilgilenirim. Çok seviyorum erkeğimin evimde olmasını… Hamilelik öncesi, doğum sonrası derken Kayra 1 yaşında. Zaten Kayra ancak 1 yaşına geldiğinde bir şeyler yaşayabilirim diyordum. Bakalım ne olacak, hayırlısı…
Beynimde bu aralar bir ilişkiyi çağırıyorum ama biliyorum biraz geç gelecek, çünkü çok doğru bir şeyler istiyorum. Düzgün bir ilişki yaşayacağımı da hissediyorum. Eminim Kayra da benim hayat arkadaşımla dostane ve samimi bir ilişki kuracak. Ama ona baba demeyecek. Ben Kayra’ya baba istemiyorum. Önünde bir baba olsun onu örnek alsın istemiyorum. Kendi kişiliğiyle büyüsün.

Peki, kardeş düşünüyor musunuz?
Şu anda hiç bilmiyorum ama aynı kişiden bir tane daha alıp dondurdum. Eğer sağlık durumum iyi olursa tabii ki 2-3 yıl sonra olabilir. Benim Kayra’ya hamileliğim sağlık durumumdan dolayı riskliydi. Ama ona bir kardeş isterim. Belki evlat edinebilirim.

Sağlık sorunlarınızda bir iyileşme oldu mu?
Hamilelik çok enteresan bir şey. Benim göğsümde 6-7 kist vardı. 3 kez ameliyat oldum. Ama ürüyordu. Kayra’yı emzirmeye başlayınca inanır mısınız bir tane bile kalmadı. Yumurtalıklarımda da kist vardı ameliyat oldum. Sağ taraf çalışmıyordu. Şimdi ikisi de canavar gibi! Belki de şu an hamile kalacak durumdayım. Doğumdan sonra yenileniyorsunuz, işte bu muhteşem.

Belki de sevdiğiniz kişiden Kayra’ya bir kardeş yaparsınız? Çok zor ama inşallah, olursa neden olmasın…
Benim % 20 hamile kalma riskim vardı ve “Kısmetse Yaradan verir.” dedim ve oldu. Rahatsızlıklar da olunca 30 yaşındayım acaba çocuğum olmaz mı diye düşünüp böyle bir işe giriştim. İyi ki de Kayra’m var. Çok mutluyum.
Gözünün içine deli gibi aşkla bakıp “Evet, ben bu adamdan çok istiyorum” diyebileceğim birinden tabii ki Kayra’ya kardeş yapmak isterim.

Çocukları çok seviyorsunuz…
Evet, inanın imkanım olsa 3 çocuk daha yapar, 3 çocuk da evlatlık alırım. Angelina Jolie’ye bayılıyorum bu konuda. Hem doğurup hem evlat edindi, çok çocuklu mutlu bir yuva kurdu.

Halkımız samimiyeti fark eder. Sizin de samimiyetinizi anladı ve sizi eleştirmedi…

Evet, aynen öyle. Beni destekledikler. Bu işin hiç kadın programlarında kavgası, patırtısı olmadı. Çocuğumun malzeme olmasına hiç izin vermedim. Bir de sanıyorum bu, yaydığınız enerjiyle de alakalı. Sokakta anneler, yaşlı teyzeler beni görüp bağrına basıyor. Dürüst olmanın verdiği de bir şey tabii. “Ne güçlü kadınsın sen. Ne kadar çok istedin, Allah sana verdi” dediklerinde hissettiğim huzuru anlatmam mümkün değil.

Gidip ufak, ağrısız, sızısız bir işlem yaptırdım. Kimseyle bir tensel temasım olmadı ve sanki o bana Allah’tan bir lütuf gibi geldi, adı gibi. Artık bunu da kimse eşmesin, kurcalamasın…

Son olarak annelerimize ne söylemek istersiniz?

Hepsinin çocukları mutlu ve sağlıklı büyüsün. 

Porno izle Video izle